Batı Trakya’yı Yunanlılar’a kim verdi?

Kemalist zihniyet atalarına ait olduğunu söyledikleri birçok özlü sözü her ortamda dile getirir sosyal paylaşım sitelerinde zoraki insanların gözüne sokarlar. Geneli çalıntı veya son zamanlarda atalarının ileri görüşlü olduğunu ispat etmek amaçlı uydurulan sözlerden bahsediyoruz. Aşağıda Batı Trakya için söylediği bir söz var ve sormak lazım bu sözü neden hiç paylaşmıyorsunuz? Çünkü gerçekler ortaya çıkacak siz de biliyorsunuz.

Bakın atanızın Batı Trakya için söyledikleri ve planları neymiş?

“Bana göre Batı Trakya’nın bize geçmesi zaaftır. Orasını elde tutmak için sarf olunacak kuvvet oradan elde edilecek istifadeye tekabül etmez. Anavatanın selameti için Batı Trakya’dan vazgeçmemiz gerekir. Sorunun gerçek hal çaresi, burasını Yunanistan’a bırakmaktır.”

M.Kemal
“Eskişehir-İzmit Konuşmaları” 1923 Kaynak Yay., 1993, s. 90.

Koyu Atatürkçü Cemal Kutay bile masa başında verilen topraklarımızdan dolayı Lozan Antlaşmasına isyan ediyor:

“Tarih bir gün, hisler yerine hakikatler hakim olduğu zaman, Türk murah­has heyetinin, karşısındakilerden daha çok fedakarlığa katlandığını, sarih ve meşru Türk haklarından daha ağır ve elemli fedakarlıklarda bulunulduğunu kaydedecektir ve tarih şu hükme varacaktır ki, Lozan, Türk zaferinin, o on binlerce şehidin kanı ile yazdığı zaferin gerçek bedeli değildir: Hatalıdır, ek­siktir, kusurludur ve milli misakdan sayısız fedakarlıkları Türk milletinin çile­si haline getirmiştir.”

Cemal Kutay, Lozan Antlaşmasına böyle isyan ettikten sonra sözü, M. Kemal Atatürk’ün Yunanlılara bıraktığı Batı Trakya’ya getiriyor:

“Bu acı hakikatin safhalarından birisi olan Batı Trakya’nın Yunanlılara bıra­kılacağının bir kara haber halinde, Balkan’larda Türklük adına ne varsa hepsi­nin üzerine çökmesi günlerinde, üç adam, Balkan Türklüğünün son aydın ve cesur kafalarından üç’ü, Ethem Ruhi, Fuad Balkan ve Dr. Hikmet Feridun, Türk Murahhas Heyeti Reisi Ismet Paşanın yanına çıktılar. Paşanın yanında, Dr. Rıza Nur, Münir ve Haşan Beyler vardı. Uzun ve zaman zaman sert geçen bir konuşma oldu. Gelenler, son cümleler olarak şunu söylediler:

‘ – Garbi Trakya da Şarki Trakya kadar Türk’tür. Biz, on üç sene evvel, Gar­bi Trakya Türk Hükümeti’ni kurmuştuk, işte tarih ortada… Siz bizi Yunanlı­lara terkedebilirsiniz, fakat biz günaha iştirak etmeyeceğiz ve hakkımızı sonu­na kadar koruyacağız.’ “[1]

Aslında Lozan’daki Türk Heyeti M. Kemal Atatürk’ün emirlerini yerine getiriyordu.

Zira M. Kemal Atatürk, 15 Ocak 1923 tarihinde Izmit’te gazetecilere sonradan sansürlenen şu sözleri söylemişti:

“Bana göre Batı Trakya’nın bize geçmesi zaaftır. Orasını elde tutmak için sarf olunacak kuvvet oradan elde edilecek istifadeye tekabül etmez. Anavatanın selameti için Batı Trakya’dan vazgeçmemiz gerekir. Sorunun gerçek hal çaresi, burasını Yunanistan’a bırakmaktır.”[2]

Yani yuh olsun diyorum…

Vatan toprağı satmak bu kadar kolay mı? Hani Vatan bölünmezdi? Hani Vatan toprağı kutsaldı? Ne oldu da bize geçmesi kesin olan Vatan toprakları düşmanımıza “satılıyor” ? Orada yaşayan müslümanlar da mı hiç düşünülmedi?

Halbuki M. Kemal Atatürk, Lozan öncesinde Misak-ı Milli hududlarımız hakkında yabancı ve yerli basın mensuplarına farklı açıklamalarda bulunuyordu. Örneğin, Izmir’de 13 Ekim 1922 tarihinde Richard Danin’e; zaferden sonraki projeleri ve Türk topraklarından ne kastettiği sorulduğunda;

“Avrupa’da Istanbul ve Meriç’e kadar **Trakya**, Asya’da Anadolu, Musul arazisi ve Irak’ın yarısı, Makedonya’yı ve Suriye’yi terk ettik. Fakat artık arkada kalan ve sırf Türk olan her yeri ve her şeyi isteriz. Bunları kurtarmağa azm ettik ve kurtaracağız”[3] demişti.

Daha önce 2 Eylül 1921’de Associated Press’e demecinde ise;

“Doğu Trakya Türk ekseriyetine sahiptir ve vazgeçilmez hinterlandımızdır. Trakya’nın diğer bölümü için halk oylamasını kabul edeceğiz (ki orası da Türk ekseriyetine sahiptir: K. Çandarlıoğlu). Istanbul bizimdir. Mamafih (bununla birlikte) Marmara ve Boğazların ve Istanbul’un (payitaht) emniyeti temin edilmek şartıyla bir hal tarzı kabul etmeye hazırız”[4] ve 13 Ekim 1922’de Velit Ebuzziya’ya da “Müstakbel hudutlarımız bizce 30 Ekim 1918 tarihinde Mütareke aktedildiği (Mondros Mütarekesi imzalandığı) günde fiilen sahip olduğumuz huduttur”[5] diyordu.

Hem Ankara Meclisi’nde Batı Trakya için oylama kararı alınıyor, ki M. Kemal de zaten bunu belirtiyor, üstelik “bunları alacağız” diyor, hem de daha sonra bundan vazgeçiyor. Eğer bir oylama yapılsaydı, Batı Trakya kesin olarak Türkiye’ye geçecekti.

Şimdi gelelim bunun delillerine…

Şemseddin Sami’nin 1896 yılında basılan Kâmûs’ül Âlâm adlı eserine göre, Gümülcine, Sultanyeri, Ahiçelebi, Robçoz, Eğridere, Darıdere ve Iskeçe olmak üzere yedi kazaya ayrılan Gümülcine Sancağı’nda toplam 245.072 kişi yaşamaktadır. Milliyetlere göre ise nüfus sayısı şöyledir[6] :

Türk (Müslüman) : 206.914

Bulgar: 20.671

Rum: 15.241

Çingene: 912

Ermeni: 360

Israilî (Yahudi) : 339

Ecnebi: 235

Görüldüğü gibi, 19. yüzyılın sonlarına doğru diğer bütün unsurları bir tarafa topladığımız zaman bile, Müslüman Türkler ezici çoğunluğu oluşturmaktadır.

Garbî Trakya Cem’iyeti tarafından, Batı Trakya üzerinde (Batı Trakya’nın Bulgaristan idaresinde kalan Razlog, Nevrekop, Dövlen, Paşmaklı, Eğridere, Kırcaali, Darıdere, Koşukavak, Ortaköy gibi yerleşim birimleri dahil olmak üzere) yapılan tetkiklerin sonuçları, 1922 yılında kamuoyuna duyurulmuştur.

Batı Trakya’da Türk, Rum, Bulgar, Ulah, Musevi ve Ermeniler olmak üzere altı milletin yaşadığı, bunların da toplam sayısının 977.644 olduğu görülmektedir.

Milliyet durumlarına göre ise nüfus sayısı ve oranları şu şekildedir[7] :

Millet Adı – Nüfus Sayısı – Nüfus Oranı:

Türk: – 747.628 – % 76.5

Bulgar: – 110.741 – % 11.3

Rum: – 110.041 – % 11.2

Yahudi, Ermeni ve Ulah: – 9.234 – % 1

Toplam: 977.644 – %100

KAYNAKLAR:

[1] Cemal Kutay Külliyatından Seçmeler: Yazılmamış Tarihimiz, Milliyet Gazetecilik, cild 1, Istanbul 2002, sayfa 281.

[2] M. Kemal, Eskişehir-Izmit konuşmaları (1923), Kaynak yayınları, 1993, sayfa 90.

[3] Rahmi Doğanay, Misak-ı Milli’ye göre Lozan, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, cild 11 sayı 2, sayfa 285. Benzer ifade için bakınız: Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 3, sayfa 67, 68.

[4] Ataürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 5, Ankara, 1981, sayfa 83.

[5] Ataürk’ün Söylev ve Demeçleri, cild 5, Ankara, 1981, sayfa 79.

[6] Şemseddin Samî, Kâmûs’ül Âlâm, cild 5, Istanbul 1314 (1896), sayfa 3926.

[7] Garbî Trakya Cem’iyeti, Dersaâdet 338, (Garbî Trakya Nüfûs Grafikleri Tablosu): Comite de la Thrace-Occidentale, Cons/ple 1922, (Carte Ethnographique de la Thrace-Occidentale).

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: