CHP’nin geçmişte yaptıkları

İttihat ve Terakki {Chp} Kökeninden Ve Geleneğinden Gelen Ve Çoğu “MASON ” Olan Yeni Bir Yönetim Kadrosu, Cumhuriyet’in İlk Yıllarından İtibaren Türk Toplumunun Geçmişle Olan Bağını Kopartıp, 1000 Yıllık Bir Medeniyetin Bilgi Birikimini Küllendirmeye Çalıştı. Doğrusunu Söylemek Gerekirse Bu Konuda da Oldukça Başarılı Oldular.

CUMHURiYET Devrimleri Olarak İsimlendirilen ve Hemen Her Anayasa’da Kendine Yer Edinen Bu Uygulamalar, Türk-İslâm Devlet Yapısını ve Geleneklerini Kısa Sürede Yerle Bir Etti. Örneğin “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Yönelik Kanun” Maddesini Çoğu Kimse Muhafazakar Kesime Yönelik Bir Uygulama Olarak Kabul Eder. Ancak Bu Kanunun Çıkartılmasının Esas Sebebi “Aleviler” İdi. Bu Kanuna Dayanarak Cem Evleri Kapatılmış, Alevi Vatandaşların İbadet Hakları Ellerinden Alınmıştı.

ŞAPKA Devrimi, HARF Devrimi, EZANın Türkçeleştirilmesi, Ayasofya Camii Başta Olmak Üzere Cami Ve İbadethanelerin Kapatılıp Birçoğunun Satılması Veya Kiraya Verilmesi, Kur’an-ı Kerim’in Basım Ve Dağıtımının Yasaklanması Türk Toplumunu Özünden Koparmaya Yönelik Uygulamaların Başında Gelir.

Tüm Bu Uygulamaların Nedeni Yukarıda Bahsettiğim Lozan Antlaşması’dır. Lozan Tam Bir Hezimet Ve Başarısızlık Örneği Olduğu Halde Bu Millete Yıllar Boyu Zafer Olarak Yutturulmuştur. Osmanlının Altı Asır Boyunca Biriktirdiği Tüm TOPRAK Mirası Lozan’da Yabancılara Peşkeş Çekilmiş, Montrö Boğazlar Sözleşmesi İle İstanbul ve Çanakkale Boğazları Elimizden Kayıp Gitmiştir.

Algı Yönetimi Konusunda Cumhuriyet’in Lider Kadrosunun Başarısını Hiç Küçümsememek Gerekir. Başarısızlığı “BAŞARI” Kayıpları “KAZANÇ ” Olarak Göstermek Ve İnsanları Buna İnandırmak Hiçte Kolay Mesele Değildir. İttihat Terakki Ile Başlayıp Cumhuriyet Döneminde CHP İle Devam Eden Zihniyetin Adı “TEK PARTi ” Dönemidir.

Halkın EŞEK ve ŞALVAR’la Şehir Meydanlarına Giremediği, Tahta Kaşık Yapıp Satmanın Yasak Olduğu Yıllardır. Recep Peker 1935 Yılında Cumhuriyet Halk Fırkası Programında Yer Alan “ULUSÇULUK ” İlkesini Açıklarken, Bu İlkenin Yalnızca Partiye Ait Olmayıp Devlete Hâkim Zihniyet Olması Gereğine İşaret Ettikten Sonra Kongre Konuşmasında “Türkiye Cumhuriyeti Bir Parti Devletidir” Diyerek Durumu Özetlemiştir. Recep Peker’e Göre Türkiye Cumhuriyeti’ne Vatandaşlık Bağıyla Bağlı Olan Herkes CHP’nin Doğal Ve Potansiyel Üyesidir. Türkiye’de Din Telakkisinin Vatandaşların Teninden İçeri Nüfuz Etmediğini Söyleyen Peker’e Göre Kutsal Olan Şey “DiN ” Değil “Cumhuriyet İnkilabı”nın Bizzat Kendisidir. Laikliği İse “Dinin Olmadığı, Ateist Bir Yapı” Olarak Tanımlar. Peker, Kemalizmin İdeolojisini Yaymaya Çalıştığı Ülkü Dergisi’nde Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun Türk’ün Yeni “MUKADDES ” Kitabı, Halkevleri’nin İse Bu İnancın “MABETLERi” Olduğu Fikrini Savunur. Yani Kur’an-ı Kerim’in Yerini “NUTUK” Camilerin Yerini ise “HALKEVLERi” Alacaktır.

Modern Türkiye’nin Kurucuları Ankara’yı Cazip Hale Getirmek Ve Çağdaş Bir Görünüm Kazandırmak İçin İlk İş Olarak Başkente Bir “GENELEV” Açmışlardı.

1927-1972 Yılları Arasında 2 Bin 815 Cami Çamilikten Çıkarıldı. Peki Bunlara Ne Oldu…? Rum ve Yahudi Tüccarlar İhalelere Girerek Bunları Satın Aldılar Ve Neredeyse Tamamını Yıktılar. Devlet Tarafından El Konulanlar, Ahır Yapılanlar Hatta İçkili “GAZiNO” Yapılan Camiler Bile Oldu. Şehir Kulübü Adı Altında Kumarhane, Umumi Tuvalet Yapılan Ve Hapishaneye Çevrilenler de Oldu. Çanakkale’de Bir Cami Genelev Yapıldı. Yani Aklınıza Gelebilecek Ne Kadar Toplumsal Pislik Varsa CHP Yönetimince Birer Birer Sergilendi.

Divriği’deki Bir “CAMi” Cezaevine Dönüştürüldü. Bu Cezaevinde Tuvalet Olarak Basit Bir Petrol Varili Kullanıldı Ve Sanki Başka Koyacak Yer Yokmuş Gibi Özellikle Caminin Mihrabına Yerleştirildi. Daha Nunlar Ne ki…?Muş’ta Murat Paşa Cami Oldukça Sağlam,Taştan İnşa Edilmiş Bir Osmanlı Eseridir.1930’lu Yıllarda Dinamitle Havaya Uçurulur. CHP Yönetimi, Dinamitin İnfilak Sesinden Hamile Kadınlar Korkup Çocuklarını Düşürmesinler Diye Tellal Dolaştırır. Muşlular Ağlayarak Emniyet Şeridinin Arkasından Bu Olayı Seyrederler. Camiden Çıkan Taşlar, Kültür Mahallesi İsminde Yeni İnşa Edilen Memur Evlerinin Kanalizasyon İnşaatında Kullanılır! Caminin Taşları, Memur Evlerinin Yapımında Değil de Memur Evlerinin Kanalizasyon Sisteminin Yapımında Kullanılmıştır. Böyle Bir Din Düşmanlığını İnsan Hayal Bile Edemez.

CHP Döneminde İstanbul’da Kapatılan Cami Sayısı 90, Mescit Sayısı 113’tür. Bu Camilerden Biri CHP’nin İlçe Başkanlığına Dönüştürülür. Afyon’da Paşa Cami Yıkılır, Onun Yerine “ZAFER ANITI” Denilerek Cinsel Organları Gözüken Çıplak Bir Adam Heykeli Yapılır. Konya’da Kapatılan Cami ve Mescit Sayısı İse 120’dir.

Ankara’da Yenimahalle İnşa Edildiğinde Bu Yeni Kent CHP’lilerce: “Dünyanın Mabetsiz İlk Şehrini Yaptık” Şeklinde Lanse Edilir. Rahmetli Menderes İktidar Olduğunda Buna Cevap Teşkil Etsin Diye Oraya Hemen Bir Cami Yaptırır.

CHP Tam 18 Yıl Boyunca Bu Memleketin Minarelerinde “ALLAH” Kelimesini Yasaklar. 1942 Yılında Diyanet İşleri Başkanlığı Bir Bildiri Yayınlar. “Hasta Ve Yaşlı İnsanlara Moral Bozukluğu Getiriyor” Gerekçesiyle Ölülere “SEL” Okunması Tamamen Yasaklanır.

1939’da Türkiye’nin üfusu 18 Milyondur. Ama CHP İktidarındaki Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Kendisine Resmi Kur’an-ı Kerim Hocalığı Belgesi Verilen Kişi Sayısı Sadece 9’dur. 2 Milyon Kişiye Sadece Bir Tane “RESMÎ HOCA ” Düşmektedir.

1935 Yılından 1950’ye Kadar Bir Tane Bile Kur’an-ı Kerim Basılmaz. İstanbul’da Osman Bey Matbaası’nda Bulunan Kur’an Sayfaları Bir Yahudi Tüccara Satılır. Bu Sayfalar Kese Kağıdı Yapımında Kullanılır. Vaziyeti Fark Eden Müslümanlar Bu Durumu Şikâyet Eder. Savcılığın Kararı İse; “Hadise Ceza Mevzuatımıza Göre Ceza Tehdidi Altında Değildir. Kanunun Cezalandırılmadığı Bir Fiil Hakkında Takibat Yapılmasına Gerek Görülmemiştir.” Şeklindedir.

1933 Yılından İtibaren Hiçbir Okulda “DiN BiLGiSi” Eğitimi Verilmez.

1926-40 Yılları Arasında Kur’an Kurslarından Diploma Alan Kişi Sayısı Sadece 287’dir.

Mehmet Akif’in Oğlu Emin 1930’lu Yıllarda Askerde Tefsir Dersi Yaptığı IçinAskeri Mahkemece Yargılanır, Hüküm Giyer Ve Cezaevinde Yatar.

1930’lu Yıllarda, Fransa’da Devlet Bursu İle Master Yapan Türk Öğrencilerden Birisi Kaza Sonucu Ölür. Cenazenin Nakli Zor Olacağından Orada Gömülmesine Karar Verilir. Cenazenin Nasıl Defnedileceği Ve Nasıl Yıkanacağını Oradaki Türk Öğrenciler Bilemeyince, Daha Önceden Osmanlı Vatandaşı Olan Bir Ermeni Papazdan Yardım Alınır. Ermeni “PAPAZ” Tarif Eder Ve Cenaze Öylelikle Gömülür.

1949 Yılında CHP’li Başbakan Şemsettin Günaltay, Ankara İlahiyat Fakültesi’nin Açılışını Yapar…Yaptığı Konuşmayı Falih Rıfkı Atay Şu Şekilde Nakleder; “Fakülteye Fıkıh Dersi Koydurmadım. Çünkü Fıkıh Kur’an’ın Dünyevi İlişkilerini Düzenleyen Ayetleri Üzerine Kurulmuştur. Bu Ayetlerin Hepsi Artık Geçersizdir.”…

ALi ÇANDARLI

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: