Hacı Bektaş Veli gerçeği

Hacı Bektaş Veli kimdir deseler topu topu kaç cümle kurabiliriz ki?

Sadece birkaç yalan yanlış öğrendiklerimizden ibaret her şey. Sadece bildiğimizi sanıyoruz. Hacı Bektaş’ı savunuyoruz ama kimdir bilmiyoruz. Komik insanlar olduğumuz gibi bir o kadar da cahiliz.

Hacı Bektaş Veli’yi def çalınıp cümbüş yapılan meclislerde anacak kadar cahiliz.

Gerçek adının Seyyid Muhammed Bin İbrahim Ata olduğunu bilmeyecek kadar cahiliz.

Ve yine Horasan’ın Nişabur şehrinde doğduğunu bilmiyoruz.

Ortada herkesin kendi nefis ve arzularına göre ortaya çıkardığı bir Hacı Bektaş var ve herkes kafasında şekil verdiği Hacı Bektaş’a göre yaşıyor. Kimileri Hacı Bektaş bahanesiyle cümbüş yapıp huşu içerisinde eğleniyor, kimileri Hacı Bektaş hoşgörüsü adı altında içki meclislerinde kalplerinin temizliğinden bahsediyor.

Çalgılarla, çengilerle, cümbüşlerle Hacı Bektaş’ı  bütünleştiren zihniyet bilmez midir ki Hacı Bektaş’ın yolu Şeriat yoludur. Allah’ın Şeriatı’nı hakim kılma çabasıyla hayatını sürdürdüğü gerçeği günümüzde kendini aydın zanneden kişilerin kabul etmek istemediği gerçeklerden sadece 1 tanesidir. Ve bilinmelidir ki Hacı Bektaş’ın kılavuzu Hz. Muhammed ve Kuran’dır.

Makalat adlı eserinde bizzat Şer’i bilgiler vererek Allah’ın Şeriatını anlatmıştır. Dört kapı- kırk makam  yani şeriat, tarikat, marifet, hakikat tertibiyle kaleme alınan bu eserde ayetler, hadisler, ibadetler anlatılmış ve dini konular bütünüyle ele alınmıştır.

Bu Hacı Bektaş  gerçeklerini bilmeyen kör kütük ve keyfince yanlışı  savunan o aydın, o ileri görüşlü  tipler Makalat adlı eseri kalplerinin dayandığı ölçüde açıp okusunlar. Okuyacakları şey Allah’ın şeriatı ve dininden başka bir şey olmayacaktır. Küpe takan, top sakallı aydınlarımız için üzgünüm ama durum bu.

Ayrıca Ahmet Yesevi’nin halifelerinden olan Hacı Bektaş, Osmanlı’ya çok büyük hizmetlerde bulunmuş olup  aynı zamanda yeriçerilerin piri, üstadı ve manevi hamisidir.

Yeniçerilerin; “Allah, Allah! İllallah! Baş uryan, sine püryan, kılıç al kan. Bu meydanda nice başlar kesilir. Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan! Kulluğumuz padişaha ayan! Üçler, yediler, kırklar! Gülbang-i Muhammedi, Nûr-i Nebi, Kerem-i Ali… Pirimiz, sultanımız Hacı Bektaş-ı Veli…”diyerek savaşa başlamaları, bunun manidar bir ifadesidir.

Hacı Bektaş’ı savunup da Osmanlı’yı her fırsatta karalayan ve Osmanlı’ya her fırsatta çamur adam aydınlarımız bunları duymasın ama!

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: