İçimizdeki Yahudi Türkler

Soyadı Kanunu ile İçimizde Gizlenmiş, İki Kimlikli iki Dinli Sabetaycılar…
Sabataycıların temel prensiplerinden biri de: “Onlara (Müslümanlara) Benzeme, Onları Kendine Benzet”

Sabetaylar, Musevi değiller. Sabetaylar, Museviler içinde sapkın bir mezhep. Sabetay Sevi, Kabala referanslı yeni bir din oluşturdu ve o dinin ilahı olarak kendisini ilan etti. Sabetaylık nedir doğru bilirsek sanırım daha doğru yorum yapar ve daha isabetli ithamlarda bulunuruz.

İzmirli sahte Mesih Sabatay Sevi’nin (1626-1676) dinine bağlı olan Yahudilere Sabataist, Selanik Dönmeleri, Avdeti denilmektedir. Bunların iki kimlikleri vardır. Hüviyet kartlarında Türk ve Müslüman oldukları yazılıdır. Bu bir aldatmacadan ibarettir. Asıl kimlikleri Yahudi-Sabataist kimliğidir.

Lozan Antlaşmasına göre, Türkiye’de yaşayan Rumların Yunanistan’a orada yaşayan Türklerin de Türkiye’ye gönderileceği maddesi konulmuştu. Sadece İstanbul Rumları ile Batı Trakya Müslümanları bu mübadeleden muaf tutulmuştu.

Osmanlılar zamanında Selanik dünyanın en büyük Yahudi şehriydi. Oradaki Yahudilerin bir kısmı açık Musevî, diğer kısmı ise Sabataist idi. Bunlar, Balkan harbinden sonra Selanik Yunanistan’ın eline geçtikten sonra da orada kalmışlardı.

Selanik Sabataistleri zengin, okumuş, güçlü bir cemaatti, Mübadele maddesi mucibince Türkiye’ye göç etmek istemediler. Yunan hükümetine ve meclisine dilekçe vererek “Biz her ne kadar ismen ve şeklen Türk ve Müslüman gibi görünüyorsak da, aslında Yahudiyiz, Mesih Sabetay Sevi’nin dinine bağlıyız, binaenaleyh mübâdeleye tâbi tutulmamamız, Yunanistan’da bırakılmamız gerekir” dediler. Yahudileri sevmeyen Yunan makamları bu isteği kabul etmedi ve onları da Türkiye’ye gönderdi. Bu mübadele Sabataistlerin kurtuluşuna vesile olmuştur. Çünkü ikinci dünya savaşı sırasında Nazi Almanya’sı Yunanistan’ı istilâ etmiş, Yahudileri toplama kamplarına göndermiştir. Sabataistler orada kalsaydılar yok olacaklardı.

1924 Türkiye’si birinci dünya savaşından ve Milli Mücadele’den yorgun çıkmıştı. Ülkenin en değerli evlatları savaşlarda kaybolmuştu. Selânik Dönmelerinin içinde Avrupa ülkelerinde yüksek tahsil yapmış kültürlü, işbilen, başarılı insanlar bulunuyordu. Bunlar boşlukları doldurmuşlar ve cumhuriyet Türkiyesinde büyük rol oynamışlardır.

Sabataycıların bir Türk-Müslüman isimleri, bir de kendi aralarında Yahudi isimleri vardır. Sabataycıların gizli bir hahambaşları, gizli sinagogları (havraları) ve kendilerine ait “Bülbülderesi mezarlıkları” vardır. Ölülerini, Mason sembolleriyle süslenmiş, Yunan Kiliselerini andıran Teşvikiye camisinden kaldırırlar. Sabataycılığın birinci prensibi gizliliktir. Gerek Türkiye Musevileri hahambaşılığı, gerekse İsrail hahambaşılığı Sabataistleri Yahudi olarak kabul etmemektedir. Sabataycılar kendi aralarında üç kola ayrılmışlardır:

1- Kapancılar veya Kapani’ler
2- Karakaş’lar
3- Yakubi’ler

Sabatayistler “görünürde” Senden daha Müslüman, senden daha Türk, senden daha Kürt, senden daha Milliyetçi gibi görünürler. Bunlar devletimizde bugün eniyi yerlerde bulunup, Pakraduniler (Ermeni yahudidileri) ile birlikte 5.5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.

1920’li yıllarda Türkiye basınında Sabataycılar hakkında hayli yayın yapılmıştır. 1930’dan sonra matbuat (basın), rejim tarafından gemlenmiş, bu gibi münakaşalar da son bulmuştur. 1950’den sonra islâmî gazete ve dergilerde Sabetaycılar hakkında yine yayınlar başlamış, bu mevzuda hayli makale, polemik yazısı kaleme alınmıştır. Çünkü o devirde gazetecilik yapan Necip Fazıl, Eşref Edib, Cevat Rıfat gibi şahsiyetlerin kültürü Sabataycılığın mahiyeti, önemi, Türkiye’nin gidişatı üzerinde tesir ve gücünü anlayacak seviyedeydi.

1970’lerden, 80’lerden sonra Sabataistler hakkındaki yayınlar kesildi. Çünkü Müslüman kesim gittikçe köylüleşiyor, bir gecekondu kültürüne doğru yöneliyordu.

1990’1arda Sabataizm konusu cılız da olsa yine tazelenmeye, eşelenmeye başladı. Bunda, Sabataist olan araştırmacı Ilgaz Zorlu’nun büyük emeği olmuştur. Bu zat, Sabataistlerin kendilerinden bahsetmemek, gizli kalmakta diretmek prensiplerine isyan etmiş, mensubu bulunduğu esrarlı cemaat hakkında yaptığı ilmî ve tarihî araştırmaları dergilerde yayınlanmıştır.

Sabatay Sevi ve Dönmelikle ilgili gizli arşivlerin belgelerin büyük kısmı şu anda İsrail’de bulunmaktadır ve İsrail makamları, araştırmacılara bu bilgileri serbestçe vermemektedir. Zaten şu anda gösterilse bile fazla kıymeti olmaz. Çünkü bunlar bizde uzmanı bulunmayan İbrani ve Ladino lisanlarıyla kaleme alınmıştır. Öncelikle İbraniceyi, Kadıköyü, Yiddişçeyi iyi bilen, bu dillerle yazılmış eski belgeleri okuyup anlayabilen uzmanlara ihtiyacımız vardır.

Kaynak: Yahudi Türkler yahut Sabetaycılar, Mehmet Şevket Eygi

NOT: Türkiye Cumhuriyeti’nin İşgalci İsrail Devleti’ni tanıması adına 24/3/1949 tarihli Bakanlar Kurulunda alınan kararın altında imzası bulunan 16 Bakanlar Kurulu üyesinden 11 tanesi Sabetay akrabalık zinciri bulunan isimler.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: