İlk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi

Fraklı Diyânet İşleri Reisi Rıfat Börekçi: “Efendiler, onun (M.Kamâl’ın) her yaptığı doğrudur. Eğer dininizi değiştirin derse; tereddüt etmeyin, onda da bir hikmet vardır.”

Kemalizm, İletişim Yayınları, 4. Baskı, 2004 (Hasan Ünder – Atatürk İmgesinin Siyasal Yaşamdaki Rolü)

İlk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi M. Kemal’in fetvacısıydı.

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, ilk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi’nin Türkiye’nin laikleşmesinde Mustafa Kemal’in fetvacısı olduğunu söyledi.

İlk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi M. Kemal'in fetvacısıydı

Börekçi’nin ezan ve selanın Türkçe okunması için tebliğ yayınladığını hatırlatan Ahmet Akgündüz, Arapça ezan okuyan ve kamet getirenlere üç aya kadar hapis ile 10 liradan 200 liraya kadar para cezası verildiğini söyledi.

Akgündüz’ün sosyal medya hesabından yaptığı Rıfat Börekçi açıklaması şöyle:

Mehmed İbrahim Rifat Börekçi (1924-1941) uzun süre Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış ve Mustafa Kemal’in ayakçısı olmuştur. Büyük bir alimdir; ama ulema-i su’dandır. Türkiye’nin laikleşmesinde Mustafa Kemal’in fetvacısı olmuştur.

Hutbelerin Türkçe okunması emrini M. Rıfat Börekçizâde verdi

21 Şubat 1925 tarihinde de TBMM’de Diyânet İşleri Başkanlığı bütçesi görüşülürken, hutbelerin Türkçe okunması konusunda konuşmalar yapılmıştır. 1927 yılında hutbelerin Türkçe okunması emrini M. Rıfat Börekçizâde vermiş, 1932 yılından itibaren de Türkiye’de tüm camilerde hutbeler Türkçe okutulmuştur. (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 22/2/1925, Dosya: 6534 Fon Kodu: 30..10.0.0 Yer No: 7.41..31, Diyânet İşleri Başkanlığı’nca müsabaka yoluyla bir Türkçe hutbe Mecmuası hazırlatılması ve bu Türkçe hutbelerin okunmasının mecburi tutulmasına dair Çankırı mebusları Talat ve Ziya’nın önergeleri.)

Arapça okuyanlara hapis ve para cezası

Türkçe ezan uygulamasının ardından, Diyânet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi’nin 6 Mart 1933’te yayımladığı bir tebliğ ile İslâm Peygamberi Muhammed’e (asm) hürmet ve saygı ifade eden sözlerin yer aldığı salânın da Türkçe okunmasına karar verilmiştir. 1941 yılında çıkarılan 4055 sayılı kanunla Türk Ceza Kanunu’nun 526. maddesine bir fıkra eklenmiştir. Değişikliğe göre, Arapça ezan okuyanlar ve kamet getirenler, üç aya kadar hapsedilecek ve 10 liradan 200 liraya kadar para cezası ödeyeceklerdi. (Bazı belgeler için bkz. BCA, Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Ankara, Dosya. 13217–11, Kardeks 1964; Dâhiliye Vekâletinin (İçişleri Bakanlığının) Maarif Vekâletine (Eğitim Bakanlığına) yazdığı 12.1.1937 tarih ve 368 sayılı yazı; Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivleri (EGMA), Dosya 13217–3, Kardeks 596).

En büyük pay, şüphesiz ki, Mustafa Kemal’e ait

Kur’an-ı Kerimle ilgili bu çalışmaların başlatılıp yürütülmesinde en büyük pay, şüphesiz ki, Mustafa Kemal’e ait bulunmaktadır. Nitekim Mustafa Kemal’in direktifleriyle yazılmış bulunan Liseler Tarihi kitabında şöyle denilmektedir:

“1931-1932 yıllarının Cumhuriyet Tarihine ait mühim hadiselerden biri Türkçe Kur’an ile Türkçe Ezanın birdenbire yayılmasıdır. Dinde bu geniş millileşme hareketi, Büyük Şef’in memlekete yapığı uzun tetkik seyahati sırasında İstanbul’da bulunuşuna ve Ramazan ayına tesadüf eder. İstanbul’un tanınmış müezzinleri (hafızları olacak) Dolmabahçe Sarayında bizzat Gazi’den aldıkları irşad ve ilham ile belli başlı camilerde Türkçe Kur’an ve Türkçe Ezan okudular. Türkçe tekbirler getirdiler. Kadir gecesi Ayasofya’da pek çok müezzinin ve camiden sokaklara kadar taşan binlerce halkın iştirakleriyle Türkçe din merasimi yapıldı. Ondan sonra bütün memlekette müezzinler ezanı Türkçe okumayı öğrenmeğe ve okumaya başladılar. (Liseler Tarihi, c. IV, sh. 242)

Mustafa Kemal’in evvela isteyip sonra da yanlışlığına kanaat getirdiği tercüme, Kazimirski’nin Fransızca Kur’an tercümesinden Cemil Said’in “Kur’an-ı Kerim tercümesi” adı ile Türkçeye çevirdiği tercümedir (1924). Konuyu gündeme getiren İslâmi yayın organları tam bir muhalefet eylemişlerdir. (Türkçe Kur’an namındaki kitabın sahibi Cemil Said Beye, Sebîlürreşad Mecmuası, c. XXIV, Sy. 24, sh. 403.)

Bu konuda cesâret gösterenlerden biri de Zeki Magamiz’dir Arap asıllı bir Hristiyandır. Bu konuda ehl-i iman bütün gücüyle karşı çıkmışlardır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: