İstiklal Mahkemeleri gerçeği

TBMM Arşivi Konya İstiklal Mahkemeleri T14 No5 Zarf48

Tarih: 2 Ekim 1920,
15 Kasım 1920
43 günlük bir tarihin anatomisi.

1920 şu demektir; Türkiye’de hilafet de vardır, saltanat da vardır. 1920 tarihinde Konya’nın Kapu Camiisin’de Bozkırın merkez camiisinde bir gurup insan yürüyüş yapmıştır. Demiştir ki; ”Ey Ankara hükümeti! Biz gelecekte makamı hilafete karşı bir suikast sezintisi içerisindeyiz. Hatta saltanatın kaldırılıp, hilafetin yok edilip başka şeylerin gelişeceği endişesi içerisindeyiz. Onun için ahkamı şeriyyeye ve makamı hilafete hakkıyla bağlanmanızı istiyoruz’‘ diyerek 20 yılında yürüyüş yapmışlardır. O zaman normal bir hadise…

Kazım Karabekir Paşa Hazretlerine 1921 yılında Kadı Rağıp Efendi geliyor. Diyor ki ”Bak evlat, seni ben yetiştirdim. Gel bakalım. Ben korkular seziyorum. Çabuk yaz bakalım, bir telgrafla meclise yaz. Meclisin 1 numaralı adamına yaz.

1-Saltanat kaldırılacak mı?

2-Cumhuriyet kurulacak mı?

3-Hilafet yok edilecek mi?

El cevap:Kazım Karabekir Hazretlerine..Uzun bir girişten sonra ”hiç merak etmeyin, Kadı Rağıp efendinin sorduğu bu üç suale de çok açık cevap veriyorum:

1-Saltanat kaldırılmayacak

2-Cumhuriyet’in kurulması hiç mümkün değildir

3-Hele hele islamın en ali makamı olan hilafetin kaldırılması mümkün değildir. Bunların hepsi bir fikri mahsusa-i vehimden ibarettir.Hüsnü kuruntudan ibarettir. Sakın ha siz endişeye kapılmayın”

Konya’lı bunun en küçüğünü söylemiş. Öyle mi… Bak Konya’lının başına gelene!

TBMM Arşivi Konya İstiklal Mahkemeleri T2 dosya no:274 Karar defteri 4,2 Taksim B Karar No:276

Onlarca ulema , binlerce müslüman, on binlerce Konya’nın Hadim’den Ermene’ğine, en önemlisi Bozkır’ından insanlar İsmet Paşa’nın bir şifre telgrafıyla demiştir ki;
”Bütün bir Konya bölgesi irticaya müsait bir bölge olduğundan, gericiliğe müsait bir zemin oluşturduğundan Konya halkının bütünüyle tutuklanmasına…” Dünyanın yüz karası telgrafıdır bu.

Bir Kominist Allah’sızın kitabından okuyorum diyor ki: ”Yazık oldu Konyalılara, (20 yıllarındaki nüfusunu düşünün) bir tek Bozkır’da 780 kişi idam edildi” diyor.

TBMM Arşivi Konya İstiklal Mahkemeleri T14 No5 Zarf48

Bozkırın nüfusu o tarihte köyleriyle birlikte bütün erkeklerinin idam edildiğini gösterir. Konya merkezinde 2300 kişi anında tutuklanmış, 805 kişi 3 gün içerisinde sırayla idam edilmiştir.1495 kişide tutuklama kürek, kala, bende ve ömür boyu gibi çeşitli cezalar ile cezalandırılmıştır.
Suçu ne? Yav daha makamı hilafet var. Bu adam hilafet istedi diye niye hapse atıyorsun?

Herşey bahaneydi…

”Çay kahve bahane, gönül sohbet ister” diyor ya şair..İstiklal mahkemeleri bahaneydi, gönül müslüman idam edilmesini istiyordu.

Yer yine KONYA, 15 Kasım 1920

Bir adet istiklal mahkemesi görevini tutukluların çokluğundan yapamadığı için o bölgenin komutanı İsmet Paşa’ya haber gönderir, İstiklal mehkemesi yetmiyor diye 4 tane istiklal mahkemesi daha gönderir.
Harp divanı denilen yerler vardı. Yargılamasız idam eden mahkemeler… Adam hukukçu değil, ”gel bakalım sakallısın, sarıklısın, şalvarlısın” gereği düşünüldü idam…
O istiklal mahkemeleri de yetmedi. 10 tane de HARP DİVANI gönderildi. Gönül müslüman öldürmek istiyordu…

İstiklal Mahkemeleri 1928 yılında bitmiştir. 8 yıl aralıksız hizmet veren İstiklal mahkemesinin Başkanı Kel Ali, yaptığı basın toplantısında diyor ki; biz 8 yılda sadece ve sadece 2875 kişiyi idam ettik.” Bu resmi rakam. Şimdi 2875 kişiyi duyunca içimiz ürperiyor.

Adamların resmi rakamı bu. Ben gerçek rakamı söyleyeceğim şimdi size. Onlardan sadece 1 celladın hatırasını naklediyorum. Cellat KARA ALİ…

1928 yılında ”son tevrat” gazetesinde yayınladığı hatıralarında diyor ki ”bizim patronlar yalan söylüyor. O kadar cellatın içinde sadece benim CELLAT KARA ALİ olarak idam ettiklerimin sayısı” sıkı durun üstelik hepsi alimdi, hepsi sakallıydı, şalvarlı ve cübbeliydi.
”Sadece benim sallandırdığım kişi sayısı 5216 dır” diyor.
Bu kadar dedemiz, efendimiz, seyyidimiz, hocalarımız idam edilmiştir.

İşte bir ülke gerçeği….

Kurtuluş Savaşın’da, Çanakkale Savaşı’nda canını malını feda etmiş, evlatlarını feda etmiş olan dedem savaştan döndüğü zaman başına neyin geleceğinden habersizdi. Vatan kurtulmuştu ama….Milleti cihad için coşturan, küffara karşı gayrete getiren ve ilk kurşunu kendi sıkan dedem, hocam, şimdi idam sehpasındaydı ve son nefesini veriyordu…
Her ne kadar ölüm emrini Kel Ali’ler veriyor olsa da aslında paşa ve büyük komutan olarak tanıtılan insanlar imzalamıştı idam fermanını. Hem de mahkemeler kurulmadan çoook önce…Ne acıklı bir tablo…

İdama giden dedem öleceğine üzülmemişti belki… Onları üzen ”Biz de müslümanız” diyenler tarafından öldürülmeleriydi.
Benim dedem ”Müslümanı müslümana mı kırdıracağız” diyerek ayaklanma çıkarmayacak kadar medeni ve insani idi.
Devlet düşmanlarına bile idamı çağdışı gören bir zihniyet acaba vatan aşkı ile yanan, saf ve temiz bir neslin, hunharca ve katledilmesine ne derece tepki gösterebilir…


Acaba cumhuriyetin kurulmasından bahsedenler, ”Ne zorluklar ile kuruldu” derken bunu mu kastettiler? Yani bir cellada düşen 5216 kişinin idam edilmesinin, sayının çok olması sebebiyle yaşadıkları zorluğu ve sıkıntıları mı anlatmak istediler? Bilemiyoruz..!

İstiklal Mahkemeleri gerçeği” için bir yorum

  • 2 Ocak 2023 tarihinde, saat 16:36
    Permalink

    her şeyin çalıntı
    copy paste yapma

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: