Kemalistler resmi dinimizi Hristiyanlık yapmak istedi


KEMALCİLERİN TEKLİFİ MECLİS’TE: “TÜRKİYE HIRİSTİYAN OLSUN…”

EVET HIRİSTİYAN MI OLALIM, MÜSLÜMAN MI KALALIM? MECLİS CİDDİ CİDDİ TARTIŞIYOR…


Kemalistler 97 yıl önce “Türkiye’nin resmi dini müslümanlık değil hıristiyanlık olsun” teklifini bir çıldırmışlık hali içinde TBMM’ye getirdiler. Hıristiyanlığın Anayasa’ya yazılmasını istediler. Ve bu, Meclis kürsüsünden tartışıldı.

Kazım Karabekir, 1923 senesinde mecliste yaşadığı bu olayı şöyle anlatıyor: Tevfik Rüştü bey konuşuyordu: “Ben kanaatimi millet kürsüsünden de haykırırım.. Kimseden korkmam.. Teşkilâtı Esasiyemizde dinimiz apaçık yazılmalıdır..” diyordu.

Ben söz aldım ve sordum: “Teşkilâtı Esasiyede dinimizin İslâm olduğu yazılıdır. Tevfik Rüştü bey? Hangi kanaati haykıracaksın? Teşkilâtı Esasiye’ye hangi dini yazdıracaksın?… Hıristiyanlığı mı?
Mahmut Esat Bey (Bozkurt) söz aldı ve sertçe cevap verdi:
“Evet hıristiyanlığı… Çünkü islâmlık terakkiye (ilerlemeye) manidir. Bu dinle yürünmez mahvoluruz. Ve bize kimse de ehemmiyeti vermez..” dedi.


Ben söz alarak dedim ki:
“İslâmlığın terakkiye mani olduğu Avrupalıların uydurmasıdır. Bu meseleyi istediğiniz kadar münakaşa edebiliriz. Fakat münakaşaya tahammülü olmayan bir mesele varsa, din değiştirme gayretidir. Netice İslâm kalırsak mahvolmayız, fakat din değiştirme oyunuyla bizi, kolay mahvedebilirler…”


Fethi Bey söz alarak… Bana gayet sert, katı cevap verdi:
“Evet Karabekir… Türkler İslâmlığı kabul ettiklerinden böyle kaldılar. Ve İslâm kaldıkça da bu halde kalmaya mahkumdurlar… Bunun için islâm kalmayacağız..” dedi.


Ben de aynı sertlikle şu cevabı verdim:
“Fethi bey bu yabancı fikri şiddetle reddederim… Ben İddia ediyorum ki Türk milleti ne Hıristiyan olur, ne de dinsiz kalır. Hakikat budur… Bir milletin asırlardan beri, en mukaddes duygularını bir hamlede atabileceğine inanışınız objektif bir görüş değil, hayalinizdir. Böyle bir harekete cüret, memlekette kanlı bir istibdat ile başlar ve İstiklal Harbinin birliğini de birbirine katar. Nasıl bitebileceğini de söyleyebilirim. Düşmanlarından kanı pahasına İstiklalini kurtaran Türk milleti, hürriyetini kendi evlatlarına boğdurmayacak.. Buna cüret edeceklerin de hakkından gelecektir Fethi Bey…”


Mustafa Kemâl Paşa’ya hitaben sözlerime şöyle devam ettim:
“-Paşam, maddî cephemiz zaten zayıftır, güvenebileceğimiz manevî cephemizi de düşmanlarımızın yaldızlı propagandasına kurban edersek, dayanabileceğimiz ne kalır? Bizi silah kuvvetiyle parçalayamayan düşmanlarımız, görüyorum ki, bizi fikir kuvvetiyle mahvedecekler. Buna müsaade edecek misiniz? Siz ki millete karşı, bizi bu hale getiren belânın istibdat olduğunu, zaferden sonra milletin tamamiyle iradesine sahip olarak yürüyeceğini millet kürsüsünden dahi defalarca haykırdınız. Millet Meclisini tekbirler, selatlar arasında açtınız. İslâmlığın en yüksek bir din olduğunu hutbelerle ilân ettiniz. Hepimiz aynı iman ve kanaatla aynı yolda yürüdük. Şimdi ne yüzle ve ne hakla bir kanlı maceraya atılacağız…” dedim.


Mustafa Kemâl Paşa sözümü burada keserek dedi ki:
“Müzakereler çok hararetlendi., burada kesiyorum”..

*Yaşar GÖREN


Kaynaklar:

  • Kâzım Karabekir, Yeni İstanbul gazetesi, 1970.
    – Sebil Dergisi, 20 Ocak 1976 ve 1 no’lu nüsha.
    – Kâzım Karabekir, Paşaların Kavgası, Istanbul 1995, s. 142 ve devamı.
    – Kâzım Karabekir Anlatıyor, Uğur Mumcu, Tekin Yayınevi, Ankara 1993, s. 86, 87.
    – “Kâzım Karabekir Anlatıyor” başlıklı yazı dizisi 10-29 Haziran 1990 günleri arasında Cumhuriyet Gazetesi’nde de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: