Kemalizmin yalanları

Kemalizmde yalanlar bitmez.

Kemalizmden beslenmeyi meslek haline getirmiş olan bazı düzenbazlar, halkı kemalizme bağlamak, dolayısıyla daha fazla sömürebilmek için sürekli yeni yeni yalanlar uydurma ihtiyacı hissediyorlar.

Güya Zübeyde Hanım, oğlu M.Kemal’den para istemiş, M.Kemal de annesine ibretlik bir cevap vermiştir.
Buyrun, kemalistlerden okuyalım:

“Zübeyde Hanım, Mustafasına çektiği telgrafta; “Paramız bitti oğlum Mustafa!” diye belirttiğinde bunu okuyan Salih Bozok; “Elimizde mevcut paradan gönderelim mi?” diye sordu.

Atatürk; “Hayır! Elimizdeki para millete aittir, milli mücadele parasıdır ve bu maksatla harcanacaktır” diyerek annesine “Evdeki halıları, kilimleri satın!” cevabını göndermiştir…. İşte bu yüzden ATATÜRK…”

Bu uydurma hikaye ile insanlara; “Milletin malına sahip çıkan ve ‘ailesine dahi yedirmeyen’dürüstlük nümunesi bir kahramanınız var” denilmek isteniyor. Tabii burda mevcut iktidara da bir gönderme yapılmıyor değil. Yani böyle fedakar, namuslu, dürüst bir kahraman varken neden başka liderlerin peşinden gidesiniz ki… M. Kemal ve onun CHP’si neyinize yetmiyor…

Fakat böyle bir hadisenin yaşanmış olması mümkün görünmemektedir… Şayet Zübeyde hanımın paraya ihtiyacı olsaydı Darüşşafaka’ya 20 bin kuruşluk bir bağışta bulunamazdı.

Buyrun, Darüşşafaka’nın resmi web sitesinden okuyalım:

“28 Kasım 1921 tarihinde yaptığı bağışla, Darüşşafakalı öğrencilerin eğitimine destek olan Zübeyde Hanım, Darüşşafaka’da süren iki güzel geleneğin de başlamasına vesile olmuştur. Kurtuluş Savaşı günlerinde bağış yapmak için Darüşşafaka’yı tercih eden Zübeyde Hanım, bağış için düzenlenen “ilmühaber”de “Ankara Hükümeti Büyük Millet Meclisi Başkanı ve Anadolu Kuvayi Milliye Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin annesi” olarak tanımlanmaktadır. Zübeyde Hanım’ın 28 Kasım 1921 tarihli ve 20 bin kuruşluk bağışına ilişkin “ilmühaber” Darüşşafaka Cemiyeti Müzesi’nin en değerli varlıkları arasında bulunuyor.”[1]

*

“Zübeyde Hanım’ın bağışıyla ilgili düzenlenen ilmühaberin birinci sayfası” Darüşşafaka Cemiyeti Müzesi…

***

“Zübeyde Hanım’ın bağışıyla ilgili düzenlenen ilmühaberin ikinci sayfası” Darüşşafaka Cemiyeti Müzesi…

***

Murat Bardakçı bir yazısında bu meblâğın ciddi bir servet olduğunu belirtir:

“Yorumlar, o zamanın 20 bin kuruşunun bugünün parasıyla 2 milyon lira ettiği, hesaplamanın İş Bankası hisselerinin değeri üzerinden yapıldığı ve meblâğın ciddî bir servet olduğu yolundaydı.”[2]

Zübeyde hanımın bu kadar parayı nereden bulduğunu bilemiyoruz fakat bu tarihte Darüşşafaka Müdürü olan Ali Kami Akyüz’ün bir mason olduğunu biliyoruz.[3] Üstelik “Sebat Locası”nda Üstad’lık bile yapmıştır.[4]

Durun! Hemen kızmayın canım; Bu işin altında bir bit yeniği falan aramaya niyetim yok, lakin “düşündürücü” olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim…

Bir masonun idaresi altındaki kuruluşa bu kadar para neden verilir? Sizce de düşünmeye değmez mi?..

Neyse, devam edelim…

Ve şayet M. Kemal, milletin parasına bu kadar ehemmiyet verseydi, Hint müslümanlarının Hilafet için gönderdikleri paranın tamamını bu iş için yani Milli Mücadele için sarfederdi. Halbuki bu parayı bir kenarda tuttuğu, harpten sonra ise bir kısmıyla “Iş Bankası”nı kurduğu ve kendisine bu bankada şahsi bir hesap açtığı bilinmektedir.[5]

Peki bunlar neden söylenmiyor?

İşte bu gerçeklerin üstünü örten uydurukçu sahtekarlar, böyle yalanlar ortaya atarak, Laiklik kılıfı altında dinden koparıp manevi boşluğa düşürdükleri insanlara, fıtrat icabı ihtiyaç duydukları tabiat üstü bir varlık, bir hayali kahraman, bir ilah yani bir ATATÜRK icad ediyor ve bu tarz yalanlarla doldurdukları fahiş fiyatlı kitaplarını bir güzel pazarlıyorlar. Insanları dinsiz bir atmosferde yetişmeye mahkum eden bu şarlatanlar, ihtiyaç duyulan manevi gıdayı ise kendi kurguladıkları hayali bir Atatürk ile karşılayarak köşeyi dönüyorlar. Yani insanları ATATÜRK ile aldatıyorlar. Kasten manevi açlığa mahkum ettikleri insanları bir karaborsacı gibi kendi palavralarıyla besliyorlar. Bu sahte din tacirlerinin M. Kemal’i ve laikliği sürekli yüceltmelerinin yegane sebebi, işte bu sömürü tezgahlarının devamını temin etmek arzularından kaynaklanıyor. Yoksa kıymet verdiklerinden değil

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: