Konya’da Kuran okuduğu için idam edilen alimler

Kuvayı Milliye terörü başladı… Delibaşı Mehmet’i bahane eden Yarbay Kasap Osman ve Refet Paşa (Bele) Konya ve ilçelerinde özellikle Müslüman din adamlarını, müderrisleri ve medrese öğrencilerini ipe çekmeye başladı…

KASAP OSMAN, İLK İŞ OLARAK AKŞEHİR MÜFTÜSÜ MUSTAFA LÜTFÜ’YÜ ASTI.
MÜFTÜ’NÜN SON SÖZÜ: “YA RABBİ BENİ KUR’AN OKUDUM DİYE ASIYORLAR” OLDU.
Fotoğraf: Akşehir Müftüsü’nün bulabildiğim tek fotoğrafı bu, sağda Kasap Osman…
7 Ekim 1920. 102 yıl önce. Padişah yanlısı Delibaşı Mehmet dün milisleriyle Konya şehir merkezini boşalttı. Ama bu, Padişah taraftarları dağıldı anlamına gelmiyor. Milisler Konya’nın dağlık bölgelerine çekildiler. Çarpışmalar gerilla harbi şeklini aldı. Artık kim kimi nerede kıstırırsa…
 
Askerleri ve 50 kişilik cellat müfrezesiyle Akşehir ve Ilgın’a giren Kasap Osman, önce Akşehir Müftüsü Mustafa Lütfü Harputi’nin peşine düştü. Kuvayı Milliye’ye destek vermediğini duymuştu. Yakaladılar. Akşehir’e getirdiler. Bir binbaşı bir yüzbaşı, Divan-ı Harp mahkemesi rolünde Müftü’yü güya sorguya çektiler. İdamına karar verdiler. Neresinden baksan yasadışı bir mahkeme. Yani, Müftü’nün bir suçu yok. Bu kararı alanlar ve onu asanlar suçlu.
 
Akşehir Postası yazarlarından Ali Kerrar Uslu, bu idamı şöyle anlattı : “O günkü olayların bizzat görgü şahidi olan Rahmetli babam Hafız Mehmet Bahaddin Ulu‘nun anlattıkları yürekler yakar. …Yarbay Osman diğer adıyla Kasap Osman, Akşehir ve civarında isyanları susturmak ve halka göz dağı vermek maksadı ile Akşehir’in önde gelen, sözü dinlenen kişilerini de cezalandırma yöntemini uyguluyordu. Mustafa Lütfü Hoca Efendi bu karışıklık ortamında kendisinin de cezalandırılacağını düşünerek Çakıllar Köyüne gidiyor. Kasap Osman onun orada olduğunu öğrenerek Akşehir’e getirtiyor. Hoca Efendi idam edileceğini artık idrak ediyor. Etrafında olanlara şöyle diyor (O anda orada Karaağa’da Müderris olan dedem Hafız Kadir Ulu ve babam da var.) Eğer idam edildikten sonra bedenim kıbleye dönerse ‘kurtuldu’ deyiniz. Aksi olursa bana dua ediniz, der. İdam fermanı kendisine okunduktan sonra da bir diyeceğiniz varmı dır, diye sorulduğunda da ‘Bu idam fermanının kefenime konulmasını istiyorum. İlahi adalete gittiğimizde ‘Yarabbi beni Kur’an okuduğum için öldürdüler’ diye Yüce Rabbimize arz edeceğim, demiş ve ardından asılmıştır.”
 
İdam sehpası İplikçi Camii’nin önüne kurulmuş, yüzü kıbleye ters istikamette çıkarılıyor yani arkası güney, önü kuzeye yola doğru bakıyormuş. Cellat ayağının altından sandalyeyi çekiyor, Hoca Efendi Kelime-i Şehadetler getirerek sağa sola doğru hareket ediyor, ruhunu teslim etmeden Kıbleye Yüzü dönüyor ve o anda ruhunu teslim ediyor. (20 Ekim 1920) Babamın anlattığına göre Hoca’nın çok yakın dostu müderris Hafız Kadir dedem de gözyaşları içerisinde ‘Hocam sen kurtuldun, biz ne yapacağız’ diyor ve orada hoca Efendi’nin Şehadet Şerbetini içmesi ile secdeye kapanıyor. Oradakiler, gözyaşları ile Hoca efendinin ruhunu teslim edişine şahit oluyorlar”
 
https://www.aksehirpostasi.com/yazarlar/ali-kerrar-ulu/tarihten-dusen-aci-mustafa-lutfu-harputi/1840/
 
MUSTAFA LÜTFÜ HARPUTİ, MİLLETVEKİLLİĞİ DE YAPMIŞ GERÇEK BİR ALİMDİ:
Müftü Harputlu, emsali az alimlerden bir alimdi. O, Harputtan gelerek Akşehir’e yerleşen Müderris Ömer Efendi’nin üç oğlunun en küçüğü idi. 1867 de dünyaya gelmiştir. Üstün zekası ile yedi yaşında hafızlığını tamamlamıştı. Akşehir, Uşak ,Konya medreselerinde eğitim almıştı. Dini ve fenni ilimler alanında uzmandı.1908 de II. Meşrutiyetin ilanından sonra Meclis-i Mebusa’nın Milletvekili olmuştur.1912 de Akşehir’e gelerek Akşehir Müftülük görevini üstlenmiştir. 1916 da görevinden istifa edip, bir sene aradan sonra tekrar Akşehir Müftülüğüne atanmış idamına kadar da Akşehir Müftüsü olarak görevinin başında kalmıştı. Müftülük görevinin yanında Akşehir Rüştiyesi’nde ve babasının medresesinde hocalık yapmıştır. Arapça, Farsçayı çok iyi bilir, Almanca ve Fransızcaya da hâkimdi.Kelam ilmi ve dini muhtevalı 10’un üzerinde kitap yazmıştır. Ayrıca Alman filozoflarından Louis Buchner’in yazdığı ‘’Materyalist Düşünceye dayanan Madde ve Kuvvet’’ İsimli Kitabına karşı Red ve İspat isimli kitabı ile cevap vermiştir. Hoca Efendi dini ve İlmi adamlığının yanında Devlet adamlığı sıfat ve özelliklerine de sahiptir. II. Abdülhamit’in tahttan uzaklaştırılmasına karşı çıkmıştır. Bir beyanname yayınlayarak hissiyatını ortaya koymuş, bu yüzden İttihatçılar kendisini ortadan kaldırılması gereken bir düşman olarak görmüşlerdir. İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini hazmetmemiş o günün Akşehir Belediye Başkanı Bekir Efendi ve Akşehir’in ileri gelenleri ile birlikte Sadarete ve İtilaf Devletleri temsilcilerine protesto telgrafı çekilmesinde öncü olmuştur.
 
Anadolumuz İngiliz, Fransız,İtalyan ve Yunan ile diğer azınlıklar tarafından işgal edilmişti. İşte Hoca Efendi Akşehirde Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin kurulmasının zeminini hazırlamış, Akşehir’in önde gelen feraset sahibi kişilerle işbirliği yaparak Milli uyanış ve tesanüdün zeminini oluşturmuştur. Böylesine bir vatanseverdi. Ama Kuvayı Milliye’yi desteklemedi. Padişahçı olarak mimlenmişti bir kere..
 
Yaşar GÖREN
%d blogcu bunu beğendi: