Rabb’ın dili aRABça ve ilahi diller

Tevrat’ın Tekvin (yaratılış) bölümü. Bölüm 11:

“Rab dedi ki: ‘İnsanlar Tek bir halk olup aynı dili konuşarak düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar. Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.
 
“Tek olan bir dili yaratıcı karıştırmadı; insanlar farklı bir millet olduklarını göstermek için yeni diller oluşturdular. Bunun en güzel örneği Latinceden İtalyanca, Fransızca, İspanyolca ve hatta Portekizcenin doğuşudur. İngilizceye gelince, güneyden gelen Romalıların Latin diliyle kuzeyden gelen Vikinglerin Cermen dilinin ve bir miktar da Kelt dilinin karışımından oluşur.
 
Görüntü itibariyle çağdaş, entellektüel bir filozof gibi gözüken ama aklını, beynini ve dilini kullanmayı beceremeyen çağdaş cahiller birçok dilin olduğunu savunur ve bunlar aynı zamanda kendi dilleri ile övünüp dururlar. Halbuki çıkış noktası tek ve ilahi olan diller vardır. İbranice, Arapça, Süryanice gibi. Bu diller kısır değildir. Bu yüzdendir ki bir durumu onlarca kelime ile ifade edip yine o durum o nesne veya herhangi bir şey için onlarca kelime türetilebilir. Bu ilahi dillerin ham hali bile yüzbinlerce kelimeden oluşurken türetilerek eklenen kelimelerin uçsuz bucaksız sayısını varın artık siz düşünün.
 
Özetle yaratılan mevcudat ve mahlukatın tüm bilgisi buna ses ve dil bilgisi de dahil olmak üzere Hz.Adem’e ve soyundan gelen tüm peygamberlere öğretilmiştir. Ve Hz.Nuh’un çocukları ile bütün dünyaya yayılmıştır. Diğer yapay uyduruk diller de ilahi kaynaklı dilleri kullanmıştır. Çok farklı dillerdeki kelime ve hece benzerlikleri de bu yüzdendir.
 
Mesela ‘Bra’ kelimesi yaradılış ve ilahi dilde kardeş kavramını tam olarak karşılar. Brahim : Hz.İbrahim mağarada doğup büyüdüğü için ona ‘Mağaranın kardeşi’ denilmiştir. Yani ‘Bra’ ilahi dilde kardeş demektir.
 
İngilizce’de brother, Almanca’da bruder, bizde birader, Kürtçe’de bra, Zazaca’da bra vs.. olarak ortaya çıkması tesadüf müdür?
 
Işığı, lambayı anlatan her kavramın tüm dillerde ‘ı ve l’ karakterleri ile gösterilmesi tesadüf müdür? Türkçe lamba, İspanyolca lampara, Bulgarca lampa, Almanca lampe, Flemenkçe lamp, İtalyanca lampada vs… Bunlar tesadüf müdür?
 
İbrani, Yunan, Arap, İngiliz vs.. farklı alfabelerdeki harflerin ses benzerliği tesadüf mü? 
A, be,ce,de …
Alef, bet,gimal, dalet…
Elif, be,te, se, cim …
Alpha, beta gamma, delta …
 
Nev kelimesi birçok dilde hemen hemen aynı anlama gelir. Bu ve bunlar gibi sayısız örnekler gösterir ki dillerin tek ortak çıkış noktası vardır. Geriye kalan kelimeler tamlamalar ve diller sonradan insan eliyle yapay olarak oluşturulmuş hatta herhangi bir kavramı karşılamayan seslerle uydurulmuş kısır dillerdir.
 
İlahi kaynaklı kusursuz bir dille ve mahreç yerlerinden çıkan sesle anlatılmak istenen tam olarak anlatılır ve o durum türetilme yoluyla birçok şekilde süslenip daha çeşitli ve zengin hale getirilir. İnsan ürünü yapay diller kısırdır ve kelime türetmek zordur. Bir eşyaya isim koyarken komik ifadeler ortaya çıkabilir.
 
Gelelim ilahi dilleri beğenmeyip dil uzatan günümüz cahillerine.
Allah’ın bahşettiği havayı teneffüs ederek yaşayan ama Allah’ı, dinini ve dilini eleştiren hatta inkar eden insanlar ile günlük hayatta sürekli Arapça kelimelerle konuşan ama başka üstün bir dille konuştuğunu zanneden insanlar arasında pek bir fark yoktur.
 
Komiktir ki gün boyu çağdaşı, köylüsü, solcusu, sağcısı, milliyetçisi, komünisti, ateisti, lezbiyeni, kemalisti, Allah’ın ilahi kaynaklı seslerini bir araya getirerek hece hece kelime kelime Türkçe, İngilizce, Kürtçe, vs . farklı bir dilde konuştuğunu zanneder ama kullandığı kelimelerin %90’ı aRAB-ça’ dır. Yani Rabça’dır, yani Rabb’ın dilidir.
 
İşte bu ne dediğini ne yaptığını bilmeyen, aklını, beynini ve dilini kullanmayı beceremeyen sadece görüntü itibariyle çağdaş, entellektüel, filozof gözüken çağdaş cahiller okusun bakalım :

Bir eksiğiniz olsa TEDARİK edemez, bir yanlış yapsanız TELAFİ edemezsiniz.
Arapça olmasa ÖZÜR dileyemez, bir MAZERET sunamazsınız. Birisi öfkelenip parlasa TESKİN edemezsiniz. VAAZ, NASİHAT FAYDA  vermez. TAKDİR, TEKDİR  de her zaman iş görmez. Bir defa Arapça olmasa EFENİM, EFENDİM, ŞEY …  diye bile kekeleyemezsiniz. ZİRA ŞEY Arapçadır. İsteğiniz olsa RECA ederim  diyemezsiniz.


Birbirinizi TESELLİ edemez,KADER-İ İLAHİ dir, MAHZUN  olma, SABR  et, AKIBETi HAYR olur diyemezsiniz. NÜFUS cüzdanınız KAYB olsa  İLAN veremez, efenim şööyle  LEZZETLİ  bir yemeği İŞTAHla MİDEye indiremezsiniz. Canım sıkıldı, HABERleri dinleyeyim. Yok. Bir KİTABa saldırayım. Olmaz. Kendimi SOKAĞa, CADDEye atayım. MÜMKÜN değil. Çıkıp ETRAFa bir bakayım, şu CİVARda bir turlayıp geleyim. Yemez! Köyüme gideyim, bir HAVA değiştireyim! Yapamazsınız.
Köy değil ama köyün bağlı olduğu KASABA, NAHİYE, BELDE Arapçadır. Ülke değil ama VATAN, MEMLEKET Arapçadır. Beyler, işi CİDDİye alın. Kişinin HADDini bilmesi büyük FAZİLETtir. TALİP ne der: Kişiye NOKSANını bilmek gibi İRFAN  olmaz. İNSAF, YA HU ! DİN, İMAN, VATAN, AR, NAMUS, HAYA, İFFET, İZZET, ŞEREF, AKIL, İZAN …  Hepsi Arapçadır. Kötü bir durum var. Etraf HAİNden, -afedersiniz- FİKİR FAHİŞEsinden geçilmez HALe gelmiş. HAYSİYET CELLATları köşeleri tutmuş.
Nerden türedi bu kadar ASILsız,NURsuz, şu güzelim ülkede. Bunlarda AHLAK, EDEP yok. Yüzlerine tükürsen İLTİFAT sayacaklar! REZALET diz boyu. Her yol MÜBAH sayılır olmuş. Kepazelik ARŞa çıkmış. HAYAsızlık, CESARET adı altında ARZ-ı ENDAMa durmuş. SAMİMİYET yok. MÜNAFIK ağızlar, sahteSURATlar, iğreti TEBESSÜMler, MUZDARİP görünen MÜSTEHZİ çehreler, ZAHMETsiz DİMAĞlar…


KADERmi diyeceğiz? ŞÜPHEsiz öyle de bu ADAMların (bu âdemlerin)  bizim hiç mi KABAHATimiz yok. Ne diyelim. Allah ISLAH etsin.


İnsanların iç HUZURu yok. KANAAT duygusu kaybolmuş. Kendisine biçilene RAZI olan yok. Büyük bir HIRS, TAMAH var insanlarda. Toplum TEHLİKElice KUTUPlara ayrılmış; birbirlerine NEFRET gözüyle bakıp HUSUMET besler olmuşlar. HAKARET, KÜFÜR bini bir para! Hadi AŞK-I, MEŞKi, AHBAPlığı bir TARAFa bırakalım; içtenlikle HASBİHAL edemez, birbirimize bir MERHABA da mı diyemeyiz.
Meğer ne çok şey borçluyuz şu Arapçaya.. HAYAT da Arapçadır, VÜCUD  da.. EBEDİYET de SAADET de; BEREKET de HUZUR da..İSTİKBALe DAİR EMELlerimiz de Arapçadır. MAZİye AİT TAHASSÜRlerimiz de.. ANa AİT EFKÂR  ve BUHRANımız da.. Arapça olmasa İLİM, FEN, SANAT  olmaz.  Efendiler! Daha da ileri giderek sizi TEMİN ederim ki, hiçbir FAALİYET yapılamaz. NOKTA. Bu arada,NOKTA da Arapça O olmasa, ne MÜTEFEKKİRimiz ne İLİM EDEBİYAT ve TARİH adamımız olur. Ne MEFKÜRE sahibi idealist SİYASETçi ne DAVA adamı kalır.
Ne ESNAF-TİCARET  ERBABI , ne HİZMETli SINIFı, ne AMELE , ne de düşmanın kalbine korku ve DEHŞET salacak ASKERimiz kalır.  Çocukların MÜRÜVVETini göremez, NİKAH yapamayız. Böylece, ne AİLE olur; ne SÜLALE ne NESEP. Bu KADARına da pes, YANİ! İSİM, FİİL, HARF  KELİME  hepsi Arapça dostlar!

Arapça olmasa iki KELAM edemeyiz şurada! Bu kadarı da FAZLA mı diyorsunuz. Eh, NAZAR değmesin, HATTA MAŞALLAH  diyelim o zaman. Bir KUSUR, HATA  etmişsek AFF ola.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: